Karizma Haber-karizmahaber.com

MHP GENEL BAŞKANI SAYIN Dr. DEVLET BAHÇELİ’YE AÇIK MEKTUP -21-

MHP GENEL BAŞKANI SAYIN Dr. DEVLET BAHÇELİ’YE AÇIK MEKTUP -21-
Efendi Barutçu( ebarutcu@gmail.com )
02 Haziran 2022 - 7:44

Efendi Barutçu

02.06.2022

 

Sayın Genel Başkan; 

Binlerce yıl öncesinde tarih sahnesine çıkan Yüce Türk milletinin  Orhun Vadisine diktiği bengü taşlarının üzerine kazınan yüksek bir  millî tarih şuuru göstergesi şu olsa gerek:  

Yazıtlarda Türk Bilge Kağan, nerede başarılı olmuş nerede başarılı  olamamış, bunların hesabını veriyor.  

Tabii ki siz, Türk Bilge Kağan değilsiniz. Ama tam 25 yıldır Milliyetçi  Hareket Partisi’nin genel başkanısınız.  

1999 Genel Seçimleri hariç tutulacak olursa, 20 yıldır arka arkaya  yaşanan seçim hezimetlerinin önünüze defalarca çıkan ama devlet  hayatında sorumluluk almaktan kaçındığınız için her seferinde sırtınızı döndüğünüz iktidar ortaklığından ısrarla geri durmanızın hesabını bu  camiaya vermeyecek misiniz?  

Sayın Genel Başkan; 

Milletimiz gerginlik siyasetinden yorgun düştü. Siz bu gerginlik  siyasetinden ne umuyorsunuz?  

Siyasete “nezaket dili” hakim olsa, ne kaybedersiniz?  

Çok iyi bilirsiniz ki, ötekileştirme ve kutuplaştırma iç barışı tehdit eden  en büyük tehlikedir. Bu gerginlik siyasetinin ve muarızlarınıza yönelik  hakaretlerle dolu üslubunuzu sadece yakın çevrenizdekilerin zât-ı  alinize sıkı sıkıya sarılmalarından başka ne faydası olacaktır?

Sizin de takdir edeceği üzere, demokrasilerde temel kural; “başarılı  olamayan gider, yerine başaracak birileri gelir.” 

Ayrıca, seçimle gelinen bir makama “şartlarını yerine getiren herkes” aday olabilir. 

Ne yazık ki, zât-ı aliniz, eski soğuk savaş dönemi uygulaması olan  rakiplerini itibarsızlaştırma yolunda en başta gelen örnekleri sergileyen  bir parti genel başkanı olarak haklı bir şöhrete sahipsiniz ve kırılması  zor rekorlara imza atmaktasınız. Bu konudaki tek rakibiniz  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğandır. 

Daha düne kadar partimizde görev almış milletvekili, genel başkan  yardımcısı, bakan olmuş, meclis başkanvekilliğine seçilmiş dava  arkadaşlarınıza “zillet” vs gibi yakışıksız ithamlar da bulunmak şahsî tatminin ötesinde kime ne kazandırır? 

Bunu bir İYİ Partili gayretiyle dile getirmiyorum. Zira, İYİ Partili veya  üyesi değilim. Bendeniz, MHP ve İYİ Parti’deki ülkücü kadroların  biraraya gelip iktidar alternatifi ortaya koymasından yanayım. 

Bu arkadaşlar, bu kadar kötü ise, bunların partimizde üst kademe  görevlere seçilmesine, hükümetteki makamlara gelmesine neden razı  oldunuz? 

Bu kadar öngörüsüz ve insan tanıma konusunda bu kadar acemi  olamazsınız. Mesela, Prof. Dr. Sayın Ümit Özdağ, 19 Kasım 2006  tarihinde yapılacak olan MHP kurultayında genel başkanlığa aday  olacağını açıkladıktan sonra partimizin muhtelif kademelerindeki  görevliler Ümit Bey’in “ABD ajanlığından MOSSAD ajanlığına” kadar çok acımasız bir siyasî linç kampanyası yürüttüler.  

Ümit Bey, CIA ajanı ilan edildi; gerekçesi, ABD’de akademisyen  olarak katıldığı bir toplantıydı. 

Ardından, “İsrail’in adamı” denildi ve Avrasya Stratejik Araştırmalar  Merkezi (ASAM) hedefe konuldu. 

ASAM adlı bu vakfa, Ülker şirketleri maddi destekte bulunuyormuş. 

Bir dönem ASAM’a başkanlık yapan Prof. Dr. Ümit Özdağ, bu şekilde  MOSSAD ajanı oluyormuş. 

Bu suçlama üzerine, dönemin ASAM Başkanı Sayın Şaban Gülbahar Bey, bir basın toplantısı yaparak zât-ı alinizin yönetimindeki MHP’nin, ASAM’a yaptığı yardımların belgelerini birbir basın mensuplarına  takdim etti.

Şahsen de tanıdığım Sayın Şaban Gülbahar Bey’in başkanlığını yaptığı,  “Avrasya Bir Vakfı”, İstanbul Küçükçekmece’deki vakıf merkezinde  her hafta alanlarında yetişmiş, değerli ilim adamları, fikir adamları,  strateji uzmanları vasıtasıyla beyin fırtınası toplantılarına devam  etmekte ve burada üretilen fikirler hem devleti yönetenlere hem de  kamuoyuna sunulmaktadır. 

Bir başka husus ise, Sayın Murat Ülker’in siyasi görüşü farklı olabilir.  Bu konuda bir bilgiye sahip değilim. Ama babası merhum Sabri Ülker  Bey’e, ülkücüler olarak vefa borcumuz vardır. 

Sabri Ülker Bey’e, “Ülkücünün Çilesi” kitabının yazarı ve hepimizin ağabeyi merhum Galip Erdem, 12 Eylül’ün cellatlarının elinde  cezaevlerinde çile çeken ülkücüleri işaret ederek “Bu gençlere  borcunuz vardır” hitabıyla bir mektup yazar. 

Bunun üzerine merhum Sabri Ülker Bey, yıllarca ve düzenli olarak her  ay cezaevlerindeki ihtiyaç sahibi ülkücülere ulaştırılmak üzere, Galip  Ağabey’e yardım gönderdiğini bizzat merhum Galip Ağabey’in  kendisinden dinlemiştim. 

Sayın Genel Başkan; 

Müstafi piyade komando binbaşı Ferruh Sezgin Bey’i tanırsınız.  

Merhum Türkeş Bey’in döneminde, hem MÇP’de hem MHP’de uzun  süre genel başkan yardımcılığı görevinde bulundu. Muhtelif gazete ve  dergilerde makale yazıyordu. Hatta, “Sistemin İntikamı” isimli  kitabıyla 12 Eylül’ün gerisindeki Amerikan emperyalizmini  anlatmaktadır.  

Zât-ı alinizin genel başkan seçildiği Kasım 1997’deki MHP  Kurultayı’nda Merkez Yönetim Kurulu’nda seçilmişti. O kurultaydan  sonra kendisine basın ve halkla ilişkilerden sorumlu genel başkan  yardımcılığı görevini tevdi edeceğinize dair söz veriyorsunuz. Fakat  Ferruh Bey, Başkanlık Divanı seçimlerinde ismini göremiyor. Ertesi  gün odanıza davet ediyorsunuz ve kendisinden özür dileyerek; “Gece  iki buçuğa kadar uğraştım, sizin Genel Başkan Yardımcılığına  gelmenizi sağlayamadım.” diyorsunuz. 

19 Kasım 2006’da gerçekleşecek olan MHP 8. Olağan Büyük Kurultayı  öncesi, Sayın Prof. Dr. Ümit Özdağ, MHP’ye genel başkan adayı  olacağını açıklıyor.  

Siz ve partili çevreler: 

“Ümit Özdağ boşuna uğraşıyor. Onu salona bile sokmayacağız.” beyanatı veriyorsunuz. 

Ümit Özdağ, 4 Kasım 2006’da Malatya’da taraftarlarıyla birlikte Hacı  Baba Kervansaray Düğün Salonu’nda yemekli bir toplantı düzenliyor.  Dışarıdan gelen bir grup, düğün salonunun ve Ümit Bey’in arabasının  camlarını kırıyorlar. 

İstanbul’dan bir grup MHP’li ise, Ferruh Sezgin Bey’i arayarak;  

“Özdağ ailesinde çok güçlü hukukçular var, ayrıca geniş çevreleri  var. Ümit Özdağ salona alınmazsa, mahkemeye başvurup Kurultay’ı  iptal ettirebilirler. Lütfen Sayın Genel Başkan ile görüşün, bunları  anlatın ve kendisini sükunete davet edin.” diyorlar. 

Ferruh Sezgin Bey, zât-ı alinize geliyor, yapılacak Kurultay’da  MYK’da görev almak istediğini belirttikten sonra, konu Sayın  Özdağ’ın genel başkan adaylığına geliyor, zât-ı aliniz hiddetle:  

“Bakınız, şuraya yazıyorum. O adam bu partiye genel başkan  seçilirse, bu parti binasını yakacağım. En az onbeş kişiden yeminli  söz aldım. Parti genel merkezini ateşe verdirip yaktıracağım.”  diyorsunuz. 

Ferruh Sezgin Bey, dehşete kapılıyor, müsaade isteyip genel başkan  yardımcılarının katına geçiyor. 

Şu anda ikisi de hayatta olmayan genel başkan yardımcılarına durumu  anlatıyor.  

Onlar gülerek:  

“Merak etme Ağabey, parti binasını yaktırmayacağız.” deyip, sağ el  işaret parmaklarıyla tetik çekme işareti yapıp; “Böyle halledeceğiz!”  diyorlar. 

Yani, Prof. Dr. Ümit Özdağ’a silahlı saldırı düzenleyecekler.  

Bakınız, Ferruh Sezgin Bey, hayattadır. Bize birkaç yıl önce anlattığı  bu konuyu, kendisine birkaç ay önce teyid ettirdim. 

Sayın Genel Başkan;

Parti genel merkezini yaktırmak, Ümit Özdağ’a silahlı saldırı  düzenlemek, sadece niyette kalsa bile tam bir “akıl tutulması” değil  midir, sizce? 

Bu konu, siyasetin konusu olmaktan çıkıp, hekimlerin ilgi alanına  girmiyor mu?  

Neyse ki, Sayın Özdağ kurultay salonuna giremiyor ve parti binası  yakılmaktan, kendisi de vurulmaktan kurtuluyor. 

Sayın Genel Başkan; 

Mademki Prof. Dr. Ümit Özdağ, CIA ve MOSSAD elemanıydı, neden  onu önce İstanbul’dan, daha sonra Gaziantep’ten liste başı olarak  milletvekili adayı ve milletvekili yaptınız? 

Bununla da yetinmeyip 14 Kasım 2015’te genel başkan yardımcılığına  getirdiniz. 

Bir gün “ajan” dediğinizi, ertesi gün nasıl “MHP’nin ikinci adamı” yaparsınız? 

Prof. Dr. Ümit Özdağ, MOSSAD ajanı ise, onu MHP’ye ikinci  adamlığa seçtirene nasıl bir yakıştırmada bulunalım?  

Buna lütfen siz karar verin! 

Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı iken, 05 Şubat 2011 tarihinde  Sürmeli Otel’de, Türk Eğitim-Sen’in Genel Kurulu’na davet  edilmiştim. Kürsüden genel kurul delegelerine de hitap etmiştim. 

Bir grup MHP milletvekili ile Ümit Bey salona girdi ve “Ülkü devi  Ümit Özdağ, genel kurulumuzu teşrif ettiler” diye duyuru yapıldı. 

Bendeniz, Ümit Bey ile ilgili daha önce yapılan suçlamalar hatırıma  geldiği için hayretler içinde kaldım. 

Bunun bir izahı, ahlaki ve vicdani bir açıklaması var mıdır, Sayın Genel  Başkan? 

Zât-ı aliniz, “Ümit Özdağ ajandır!”, dediğinizde zerre kadar vicdani  muhasebe yapmadan, “Evet, öyledir!” 

“Ümit Özdağ, ajan değildir, partimizin ikinci adamıdır” dediğinizde yine anında “Ajan değil, ülkü devidir!” diyebilenlerin kişiliği sizce 5 para eder mi? 

Hayatlarının baharında, birer gül fidanı gibi toprağa düşen binlerce  ülkücünün itibarından beslenen bu adamlara ne demek lazım?

Ona da siz karar verin lütfen. Devam edecek …

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.